insanın eski fotograflarına bakıp “yaşlanmışım be” kompleksine bürünmesi çok fena. özellikle bu insan henuz 22 yaşındaysa.
oysa ben 30larıma doğru güzelliğimin doruklarını yaşayan bir kadın olacagımı hayal ediyorum. ya olamazsam. ya iki sene öncesine göre bile kilo fazla, vücudum deforme, cildim daha kötü, suratım daha mutsuzken, on sene sonra bundan da kötü olursam.
pırıltılı bahar havasında nişantaşından beşiktaşa kadar yürümek, kafa yukarıda evlere bakmak, bi kahve molası vermek, bol bol fotograf cekmekten ibarettir. marc jacobs vitrini önünde fotografını ceken sevgili ve kaçak katlara kızan bir arkadaşı da cabası.
ferhat dostum gecen perşembe günü bana geldi. elinde de böyle matkap gibi delici bişeyle. artık calısmayan eski bilgisayarımın arkasından bişileri bızt bızt bızt söktü, sonra gittik o söktüğü seye (harddisk miydi?!) ufak bir kutu aldık, bagladık yeni bilgisayara. al sana 2005ten beri birikmiş fotograflar, müzikler, yazılar. onlara bakmayalı hesapladım on ay olmuştu. bir anda anılara gömülmüş oldum yahu. bu vesileyle ferhata cok teşekkür ederim. duygu seline kapıldım resmen. gençmişiz güzelmişiz, anlamsız fotograflar cekmişiz. alkollu oldugum geceler ayak fotografları cekermişim mesela hep, bir sürü tanımadıgım ve tanıdıgım ayak var fotografların içinde. arda var, yazılar var, bazı msn kayıtları var, tamamen unuttugum fotograflar, kaydettiğim resimler, depresif günlükler var.
ben de bu aşağıya yazdıgım supper sempa lafı nerden aklıma geldi, takıldı diye düşünüyordum. yoksa biliyorum ha action sampler oldugunu. neyse. az önce farkettim ki, pisiperinin last fmime yazdıgı bir yorumdan aklımda kalmış supper sempaa lafı megersem.
http://www.lastfm.com.tr/user/donkisot