24th
özge karpuz
soyadımın hep karpuz olmasını istemişimdir. kendi soyadım da gayet sevimli aslında. ama karpuz istiyorum.
soyadımın hep karpuz olmasını istemişimdir. kendi soyadım da gayet sevimli aslında. ama karpuz istiyorum.
eski dost tayfun’dan geliyor: hadi yine iyisin
hadi hadi yine yine iyisin
dün gece ruyamda kalkan sokaklarında dolaşıyordum. yokuşlar aynıydı, nereden nereye sapacagımı bile biliyordum. doydoyun, antuanın, kilimcinin ve moonlife ın önünden bile geçtim.
bugün taşoda günü lalalala. okuldaki en sevdigim zaman lalalala. hava da mis gibi sıcacık lalalala. yine de hırkaları paltoları unutmamak lazım akşam serin olur lalalala.
bakınız şarkı yazdım. çok harika oldu bence. taşodaya bu şarkımla katılacagım. diğer amatörlerden neyim eksik. lalalalala.
en sevdigim insanlar, ve açık hava, müzik ve alkol lalalala.
bugun bir ozge k. klasiği olarak, yemek yemek için leventteki k.eve gittim. bir yandan da elimde telefon mesaj yazıyorum, o sırada dünyayı göreceki etrafımda kim var ne yapıyor ne ediyor halim yok. yanıma bi garson yaklaştı, böyle beyaz suratlı iyi yüzlü falan, yaklaştıgını farketmedim bile. sonra bi ses duydum: siz bi sinema yıldızına benziyosunuz. pardon? anlamadım. bi film yıldızına benziyosunuz… aa (suratımda gülümseme ama hala tam olarak anlayabilmiş ne dediğini) hangi film?
-ISSIZ ADAM… ıssız adamdaki kız.
(gülüşmeler)
aradan beş dakika gecti, yine masamın etrafında dolaşmaya başladı tabagımı bitirdigimi farkettiği gibi de espriyi patlattı.
-afiyet olsun ADA HANIM.
çayımızı da için, yine gelin ada hanım lafları eşliğinde ordan uğurlandım. üstüne bir de bu sözün üzerine teşekkür etsem mi, etmesem mi karar veremedim. kime göre neye göre iltifat ama değil mi.
herseyin suclusu bu toparlak suratım.
dün gece mertle internetten rafet el roman vidyoları izledik. meger ikimiz de 9 yaşındayken odamıza kapanıp rafet el roman’ın gençliğin gözyaşları albümünü dinliyormuşuz. mertle gülmek için alkollu olmaya gerek yok ama hele bi de alkolluysem karnım agrıyor gülmekten. gülmekten karın agrıması da en az burnunda tütmek kadar demode ve gülünç bi deyim bence ama gülmekten sadece karın değil insanın yanak kasları bile ağırabiliyormuş gercekten. (ağırabilmek diye bir kelime oldugundan şüphelendim şu an, varsa da kesin yanlış yazdım) sadece ef key demesi bile yeterli benim gülmem için. bugun mesela istiklalde yürürken hala bazı seyler aklıma geldikçe gülüyordum kendi kendime. bu yazının içinde bol bol gülme kelimesi gecti. ne güzel. bi de şey var aslında, sabahın yedisinde iki elinde de bira şarkılara eşlik etmesi. bu en komiği. o sırada ben uyuyorum pış pış. vay amele vay. vaaay kardeşim. nası gidiyo fıstık. ŞAKAMISIN YAA.
Chanel’in No.5 adlı efsaneleşmiş parfümüne çektiği bir kısmı İstanbul’da bir kısmıda Orient Express’de geçen Jean-Pierre Jeunet‘nin yönettiği yanında da Audrey Tautou‘lu film.
Şarkıda Billie Holiday’den: “I’m A Fool To Want You”